Osmanlıca Tercüme


Osmanlı Arşivleri


Osmanlı Arşivi Tarihçesi Osmanlı Devleti'nden intikal eden en zengin ve değerli arşiv malzemesi, Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı'ndadır. Osmanlı Devleti'nin merkez teşkilâtı kuruluşlarından olan Divân-ı Hümâyûn, Bâb-ı Defterî ve Bâb-ı Âsafî (Bâb-ı Âli) ve bunların çeşitli daire ve kalemlerine ait sicil, defter ve vesikaları ihtiva eden Başbakanlık Osmanlı Arşivi, sahip bulunduğu arşiv malzemesinin hususiyeti itibariyle, bu dönem için devlet arşivi vasfını taşımaktadır. Osmanlı Devleti'nde evrakın muhafaza edildiği "mahzen" olarak kullanılan ilk yer Yedikule'dir. Oradan Atmeydanı'na nakledilen arşivler, bilâhare Topkapı Sarayı'nda Hazine-i Âmire ve Enderûn-ı Hümâyûn'a yerleştirilmiştir. Devletin arşiv evrakının bulunduğu yerlerin farklı semtlerde olması ve resmî muamelelerin yürütülmesindeki güçlük sebebiyle, Sultan Abdülmecid'in 19 Zilkade 1262 (1846) tarihli irâdesi gereğince, modern bir arşiv binasının inşasına başlanılmış ve h. 1265/m. 1849 tarihinde ilk modern Hazine-i Evrak binası tamamlanmıştır. İtalyan mimar Fossati'nin nezâretinde inşası bitirilen bu binaya yerleştirilecek evrakın tasnifi için de Meclis-i Muvakkat adıyla bir komisyon kurulmuş ve muhafaza edilecek evrakın ana depolarda ne şekilde bulundurulacağı tespit edilmiştir. Hazine-i Evrak, Osmanlı Devleti'nin ilgâsından sonra ve Cumhuriyet'in ilânından önce, 1923 senesinde, mülgâ Sadâret evrakının ve eşyasının muhafazası için, Başvekâlet Kalem-i Mahsus Müdüriyeti'ne bağlı "Mahzen-i Evrak Mümeyyizliği" adı ile yeniden teşkilâtlandırılmış, Osmanlı Devleti'nin son Hazine-i Evrak Müdürü olan Mahmud Nedim Bey mümeyyiz tâyin edilmiş ve mülga Şûrâ-yı Devlet Arşivi de, bu mümeyyizliğin idaresine verilmiştir. 1923 yılında, "Mahzen-i Evrak Mümeyyizliği" adı ile Başvekâlet Kalem-i Mahsus Müdüriyeti'ne bağlanan arşiv teşkilâtı, 1927'de "Hazine-i Evrak Müdür Muavinliği" adı ile Başvekâlet Müsteşarlığına bağlanarak. bir bakıma müstakil bir daire hüviyetini kazanmıştır. 1929 yılında. Başvekâlet Muamelât Müdürlüğü'ne bağlanmış ise de, müsteşarlık makamı ile olan irtibatını korumuştur. Daha sonra, Cumhuriyetin onuncu yılında, 20 Mayıs 1933 tarih ve 2187 sayılı Kanunla, Ankara'daki Evrak Müdürlüğü ile İstanbul'daki Hazine-i Evrak Müdür Muavinliği, "Başvekâlet Evrak ve Hazine-i Evrak Müdürlüğü" adı altında birleştirilmiştir. Aynı Kanuna göre, müdür muavini İstanbul'da Hazine-i Evrak'ın başında kalmıştır. 19 Nisan 1937 tarih ve 3154 sayılı Kanunla da Başvekâlet teşkilâtı içerisinde müsteşara bağlı, müstakil bir Arşiv Dairesi haline getirilmiştir. 29 Haziran 1943 tarih ve 4443 sayılı Kanunla müsteşarlığa bağlı Başvekâlet Arşiv Umum Müdürlüğü statüsüne kavuşturulmuştur. Bilâhare 9 Mart 1954 tarih ve 6330 sayılı Başvekâlet Teşkilâtı Hakkında Kanun içerisinde yer almış, 27 Şubat 1982 tarih ve 8/4334 karar sayılı "Bakanlıkların Yeniden Düzenlenmesi ve Çalışma Esaslarının Yürürlüğe Konulması Hakkındaki Bakanlar Kurulu Kararı" ile. Başbakanlık Teşkilâtı içerisinde Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı adını almıştır. 19 Ekim 1984 tarihinde yürürlüğe konulan 3056 sayılı Başbakanlık Teşkilât Kanunu ile millî arşivlerimizin korunması ve değerlendirilmesiyle ilgili her türlü görev Başbakanlığa verilmiş, bu görevi yürütmek üzere Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü kurulmuş ve Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı, Genel Müdürlüğe bağlanmıştır.

Adres: Ticarethane Sokak No:12 Cağaloğlu İSTANBUL

Telefon: (0212) 513 88 70-72 (Santral, 3 hat) (0212) 440 30 00 (Pbx)

web:  www.devletarsivleri.gov.tr 

Alfabe


Arap alfabesi 28 harften oluşur. Osmanlıca'da Arap harflerinin yanı sıra Farsça'daki (p), (ç) ve (j) harfleri de kullanılmıştır. Bu 31 harfin dışında Türkçe'deki ince (g) ünsüzünü belirtmek için (kef) harfine bir çizgi eklenerek (gef), genizsi (n) ünsüzü için üç nokta eklenerek (nef, sağır kef, kâf-ı nunî), (lâm) ile (elif)ten (lâm-elif), (hemze) ile (h) harfinin ünlü şekli olan (hâ-i resmiye) harfleri oluşturulmuştur.
Osmanlıca sağdan sola doğru yazılır.
Arap harfleri sözcüklerin başında, ortasında ve sonunda farklı biçimde yazılır. Bazı harfler (dal, zel, re, je, vav) bir sonraki harfle birleşmez. Arap harflerinde temel ve küçük harf ayrımı yoktur. Arap harflerinin, Türkçe'deki zengin ünlü sistemini karşılamada yetersiz olduğu düşünülür. Örneğin: Arap alfabesindeki (elif) Türkçedeki (a) ve (e) ünlüsünün karşılığıdır ya da Türkçe'deki (u, ü, o, ö) ünlülerinin yerine Arapça'da yalnızca (vav) harfi vardır. Bu aynı zamanda (v) ünsüzünün de karşılığıdır.
Noktalama işaretlerinde kesin kurallar bulunmamaktadır.
Arap elifbasında rakamlar da kendine göre şekillere sahiptir. Ancak yazılış bakımından tıpkı Latin alfabesinde olduğu gibi soldan sağa doğru yazılırlar. Tarih vb. yazılışları da benzer şekildedir. Bu rakam ve yazılışlar şöyledir: